Koç Boğa İkizler Yengeç Aslan Başak Terazi Akrep Yay Oğlak Kova Balık

Okuyucu köşesi

Sevgili okuyucularım, Bugünden itibaren bu köşede merak ettiklerinizi paylaşacağım.
Anlatacağınız astrolojik hikayeleri bu köşede yayınlayacağım ve tabii bazı açıklamalar vve yorumlarım olacak.
okuyucukosesi@yaseminboran.com
e-mail adresine göndereceğiniz yazıları bekliyorum.
devamı için tıklayınız

Bir kuru teşekkür

28 Şubat 2017 Salı

 

Teşekkür etmeyi biliyor muyuz? Şimdi bu soru karşısında hemen “Elbette biliyoruz” dediğinizi duyar gibiyim.

Şimdi bir düşünün. Refleks harekete dönüşmüş bir teşekkür mü, yoksa etkilendiğiniz için mi teşekkür ediyorsunuz?

 

Ezberlediğimiz davranış modeline dönüşmüş olan teşekkür etme eylemi ne teşekkür edene bir haz veriyor, ne de teşekkürü alana bir şey katıyor. Fakat olmazsa olmaz, teşekkür etmeden yaşanmaz noktasına getirdiğimiz toplumsal yaşama kurallarının içinde üst sırayı işgal eden önemli maddelerden biri, teşekkür etmek...

 

Bir çeşit görgü kuralı kıvamında yapılan teşekkür, medeni biri olduğunu göstermenin ötesinde derin bir mana ile yüklü olsa da, zaman içinde kelimeyi zenginleştiren mana boşalmış ve geriye bir kuru teşekkür kalmış. Hatta günümüzde “Bir kuru teşekkürü bile çok görmek” şekline dönüşmüş. Fakat şimdi insanlar yitirdikleri manayı arıyor ve giderek çeşitlenen kişisel gelişim programlarının içinde teşekkür geniş bir yer kaplıyor. Mesela sahip olduklarınıza teşekkür edin, içtiğiniz suya, doğan güneşe, annenize ve hatta canınızı acıtan kişilere ve olaylara teşekkür edin, gibilerinden tavsiyelerden oluşan söylemler teşekkürün içindeki gizli manayı uyandırabilir mi? Elbette uyandırabilir, niyet önemli!

 

Aslında “Kuru bir teşekkür” derken bile içinde gizli olan lütuf beklentisi insanı insan yapan erdemlerden birinin uyanmasına yardımcı olabilir ve hatta hayatın, yaşamanın, canlılığın derin anlamını kavrayacak potansiyel yeteneğini harekete geçirebilir.

 

Bir kuru teşekkür deyip geçmek yerine hayatımıza katkıda bulunanlara yürekten teşekkür edebilecek duruma gelmek için gayret göstermeliyiz. Elbette anlamak gerekiyor önce... Takdir edebilmek için, sevmek için, yola devam edebilmek için ötesi yaşayabilmek için anlamak gerekiyor.

 

Anlamadığınız şeyi sevemezsiniz, anlamadığınız şeyi takdir edemezsiniz, anlamadığınız şeyi öğrenemezsiniz... Bilmek demek, anlamak demek, değildir. Teşekkür etmeyi biliyoruz fakat anlamıyoruz. Teşekkürün içindeki derin manayı kavrayamıyoruz. Çünkü hissetmiyoruz. Sadece yapılması gerekenleri ve ne yaptığımızı ve bize ne yaptıklarını düşünüyoruz ve sadece akıl yürütüyoruz.

 

Akıl yürüttüğünüz sürece hissedemezsiniz. Düşünceler sizi bulunduğunuz yerden uzaklaştırır ve her ne düşünüyorsanız, o düşünceyi oluşturan zaman ve mekana odaklanır zihniniz ve bulunduğunuz yeri hissetmezsiniz. Hissetmek için bulunduğunuz yerde olmalısınız yani dikkatinizi yaptığınız işe, birlikte olduğunuz kişiye, size sunulan hayata odaklamalısınız. Elbette bu bir bakış açısı ve siz "Bana sunulan bir şey yok" diyenlerden olabilirsiniz. Ve hatta “Ben varlığımla bu dünyaya katkıda bulunuyorum, sadece ben sunuyorum, kimsenin bana sunduğu bir şey yok” diyenlerden olabilirsiniz ve unutmayın ki, bu da bir bakış açısı... Ve hayata bakış açınız, nasıl yaşadığınızı belirliyor. Şimdi oturun ve bir düşünün. Nasıl yaşamak istiyorsunuz?

 

Nasıl yaşamak istiyorsanız, bakış açınızı o yöne odaklamalısınız. Hayata her nereden ve nasıl bakıyorsanız, onu görürsünüz ve öyle yaşarsınız. İstediğiniz ile gördükleriniz başka ise, hayat pek zor olacak sizin için! Gördükleriniz ve yaşadıklarınıza teşekkür edebilecek duruma gelebilirseniz, anlayacak duruma geldiniz demektir. İşte o zaman kendi hayatınızın efendisi olabilir ve isteklerinizi gerçekleştirebilirsiniz.