Koç Boğa İkizler Yengeç Aslan Başak Terazi Akrep Yay Oğlak Kova Balık

Okuyucu köşesi

Sevgili okuyucularım, Bugünden itibaren bu köşede merak ettiklerinizi paylaşacağım.
Anlatacağınız astrolojik hikayeleri bu köşede yayınlayacağım ve tabii bazı açıklamalar vve yorumlarım olacak.
okuyucukosesi@yaseminboran.com
e-mail adresine göndereceğiniz yazıları bekliyorum.
devamı için tıklayınız

RUMUZ: Karya

Merhabalar,

1984 doğumlu, yükseleni Akrep olan bir Aslan burcu olarak, 2012-2015 yılları arasında yaşadığım Satürn döngüsü deneyimlerimi paylaşmak isterim.
Haritamda sırasıyla Saturn, Ay ve Mars 1. evden Akrep te kavuşum yapıyor ve bu gezegenlerin herbiri Güneş ve Venüs ‘ümle de kare açı yapıyor. Kısacası Satürn döngüsü bütün kişisel gezenlerime açı yaptığı için çok etkileciydi ve sert bir deneyimdi. Hatta bu dönemde bazı astrologlar hayatta kalma şansımın bile düşük olacağını ifade etmişlerdi.

Peki gerçekte ne oldu?
2012 ortalarında kendimi kimse tarafından anlaşılmayan, sevilmeyen, iyi geçindiğim herkesin bir anda gizli düşmanım olduğunu hissetmeye başladığım bir döneme girdim. Kendimi müthiş bir baskı altında, yakınlarım tarafından hakettiğim değeri göremiyormuş ve bilerek benim üzerime oynuyorlarmış gibi algılıyordum. Kendimi sürekli yüksek sesle ifade ederken, münakaşa ederken, insanları eğitirken bulup, bunun önüne geçemiyordum. Herkes sanki yavaş yavaş benden uzaklaşıyordu. Ne yaparsam yanlış bulunuyor, kimse tarafından onay alamıyordum. Konuşsan kabahat, konuşmasan kabahat, geri adım atsan tepene çıkıyorlar, üzerine gitsen birleşip daha da büyüyerek üzerine geliyorlar… Müzik tarzım rock, folk, arabeske doğru kaymaya başlamıştı. İzlediğim filmler, okuduğum kitaplar, yediğim yemeklerde aynı şekilde..
 

Hep beraber depresyonumu kutluyorduk..

 


İkili ilişkilerim ise korkunç gidiyordu. Tanıştığım herkes önce müthiş bir çekimle ve heyecanla bir yakınlaşma çabasına giriyor, hemen ardından sanki sözleşmişçesine topuklayıp arkasına bakmadan kaçıyordu.
Hatta bir ara acaba çirkin kokuyorum da farkında mı değilim? Yoksa alnımda mı birşey yazıyor? Yoksa bu erkeklerin hepsi arkadaş ve bir grup benden intikam mı alıyor diye düşünmeye başladım. Bu sırada çocukken ya da ilk geçlik zamanımda kimleri üzdüm acaba ve kimlerin ahını aldım diye de kendimi sorguluyordum. O kadar sıkıcı olduğumu hissediyordum ki topluluk önünde elimi kolumu nereye koyacağımı bilemiyor, sesimi çıkartamıyor, espri yapmaya çalışınca bir anda herkesi gücendiriyor, sürekli kendimi sosyal rahatsızlık topu gibi hissediyordum. Kafama birşey takınca , sürekli aynı şeyi düşünüyordum. Kafamın içinde konuşup duruyordum ve nerdeyse artık uyuyamıyordum. Sürekli kendimi birşeyleri anlatırken, rüyalarımda kavga ederken, hergün aynı takılı kaldığım düşünceleri düşünürken buluyordum. Savaştıkça dibe batıyordum. 
Bir gun kendimden o kadar sıkıldım ki, ben artık deliriyorum ayrıca kendimi de bırakıp gideceğim, dayanamıyacağım dedim.
Kendimi de zaten 100 yaşında hissetiğim için, ölebilirdim yeterince yaşlıydım..

Sonra bir anda birşey olmaya başladı. Karşıma değişik rehber kitaplar, insanın içinin derinliklerini işaret eden yorumlar, araştırma yazıları ve sevme yeteneği yüksek insanlar çıkmaya başladı.. Önce çocukluğum ve annemle ilgili anıları hatırlamaya başladım. (Bu arada Transit Satürn, natal Satürn'üm üzerinde tepinmeye başlamıştı. ) 
Her zaman ilgimin olduğu ama  o zamana kadar derinleşmek istemediğim psikoloji disipliniyle ve hemen arkasından, ezoterik bilgilerle ilgilenmeye başladım. Bir ailenin ne kadar iyi niyetli olursa olsun, çoçuğun masumiyetinin bakirliğini bozan ilk kurum ve aynı zamanda da en güvenli sığınak olduğunu farkettim. O an doğru sandığımız herşeyin aslında bir kabul olduğunu da anladım. Bu sayede kabul görmeyi beklemekten vazgeçip, kabul göstermeye başladım..
Kendi düşünce alışkanlıklarımın nasıl başladığını, karakterimin nasıl inşa edildiğini, kendime bilinçsizce bir suçluluk hissi ve kaygı yüklediğimi, korkularımı, endişelerimi anlamaya başladım. 

Sonra anladım. Anlayınca bir merhamet, bir sevgi uyandı kendime karşı. Bu kelimelerle tarif edilebilecek bir his değil. İnsanlar beni zorluyor sanırken, benim onlara ne kadar baskı uyguladığımı ve beklenti içinde olduğumu farkettim. İlk önce bütün insan ilişkilerimden uzaklaştım...
Bir süre sonra, eski dostlarım yeni bir formda geri geldi ve ben artık değiştiğim için de yepyeni ilişkilerim başladı. Bir kısmı sonsuza dek bitti, bitmesi gerekti.
Eskiden beni korkutan herşey en kıymetli dostum ve güç kaynağım olmuştu.

Bu arada sağ kolumu kırdım ve sol elimle de yazı yazıp, iş yapmaya başladım. Şu an hala iki elimi de eşit derecede gelişmişlikle kullanabiliyorum.
İşte bu dönemde, sağlıklı beslenmeyi, düzenli sporu, iş disiplinini, ilişki yönetimini, strest, kaygı ve korkularımı dinleyip, dönüştürerek ne kadar bütün ve güçlü olabildiğimi en önemlisi zihin disiplinimi geliştirdim. Insanın kendi üzerinde çalışmasının tek seferlik bir uygulama değil, bir ömür sürecek yaşam disiplini olduğunu keşfettim.

Artık kariyerim, mutlu ilişkim, güzel ve sağlam dostluklarım, en önemlisi bunları farkeden ve kıymet veren yeni bir değer algım var.
O dönem yaşadığım kırıklarım kaynasa da aslında hala vücudumdalar.
Ama onlar artık yara izim değil, kanatlarım oldular:)

Bütün sert dönemlerinizin, kendi kanatlarınızla uçmayı öğretmesi dileğiyle…
Sevgiler,

RUMUZ: Karya
 

 

Sevgili Karya,

Yaşadığın tecrübeyi bizimle paylaştığın için çok teşekkür ederim.