Koç Boğa İkizler Yengeç Aslan Başak Terazi Akrep Yay Oğlak Kova Balık

Okuyucu köşesi

Sevgili okuyucularım, Bugünden itibaren bu köşede merak ettiklerinizi paylaşacağım.
Anlatacağınız astrolojik hikayeleri bu köşede yayınlayacağım ve tabii bazı açıklamalar vve yorumlarım olacak.
okuyucukosesi@yaseminboran.com
e-mail adresine göndereceğiniz yazıları bekliyorum.
devamı için tıklayınız

29 Aralık 2016 Perşembe

Eski zamanların puslu gölgelerine gizlenmiş olanı bulup çıkartmak, yaşayanın içindeki unutulmuş bilgiyi aramak, ataların özlü deyişleri, geleneklerin içindeki bilginin anlamını kavramak ve anladığını anlatmak, benim yaşam biçimimi oluşturuyor. Tüm bunlar belki size pek pratik gelmeyebilir lakin yeni bir sistem geliştirmeyi arzu edenlerdenseniz, yolunuz kadim zamanlardan geçip bugüne gelmelidir.
 

Minik bir çocukken yıldızların parlak olduğu şahane bir yaz gecesinde Samanyolu’nu parmağı ile işaret eden babamın anlattığı kadim zamanların hikayelerinden pek etkilenmiş olmalıyım ki, o zaman bu zamandır geçmişin ayak izlerini sürmeye devam ediyorum. Kendi zamanımın görüsü ve hatta ötesinin yani geleceğin ön görüsünü tek bir anda buluşturmaya çalışıyorum. Yani tuhaf bir merak olarak algılayabilirsiniz bu çalışmamı, lakin dünyada yaşayan her bir kişiye derin bakacak olursanız, her bir kişi bir dünya ve diğerlerinden başka!
 

İşte ben de tüm bu başka kişilerden başka biriyim.
 

Atalarım bilge kişilermiş, ben henüz onların seviyesine ulaşmış değilim. Ana tarafından doğa güçlerine hükmeden şamanların soyundan geliyorum. Küçük bir çocukken şöyle bir konuşmaya tanık olmuştum; “Hanlar bile korkardı” diye aralarında konuşuyordu büyükler…
 

Kırımda “Arabayı atsız sürenler” olarak tanınmış bir soydan geliyorum.
 

Sonra baba tarafından kendi çağında ilim irfan sahibi olup yaşadığımız medeniyete katkıda bulunmuş bir soydan geliyorum. Hazar Denizinin kıyılarından göçüp gelmiş Borahan soyundan… Babamın babası ve hatta onun da babası öğretmen olup kardeşi de Türkiye’ye gelip öğretmenlik yapmış ve hatta Ankara’da Atatürk ile birlikte dil devrimine katkıda bulunmuş bir dil uzmanı. Davet üzerine gelip o zamanın Dil Tarih Coğrafya fakültesinin Dil kürsüsünü işgal edenlerden…
 

Kendimi anlatırken atalarımı anlatmak niye, derseniz, ben onların karışımıyım. Övünmek yerine bilgilendirmektir maksadım. Üstelik hem ana, hem de baba tarafından atalarımın irfan düzeyine ulaşabilmiş olmasa da bilgim, anlayış (Anlamak) düzeyinde pek yaklaşmış olabilirim. Sanki bilirmiş gibi, anlarmış gibi… Anlıyorsunuz değil mi? Hissetmek gibi!
 

Hissetmek, yaşamaktır… Ve sadece yaşayanın şansı var, bilmek için!
 

Böylece kadim zamanların bilgisini, günümüz teknolojisi ile birleştirip geleceğin öngörüsü ile sistem geliştirmeye yönelik kuvvetli arzuları olan biri olmam kaçınılmaz bir durum!
 

İşte, bilincimin derinlerinden yükselen kuvvetli duygular doğaya tapınırken aklım teknolojiye biat ediyor, öte yandan atalarının bilgisini reddeden isyankar benliğimin peşinden koşup gizemli sırları aramaya devam eden biriyim. Lakin ana tarafından sağaltıcı gücün aktarılması, baba tarafından teknolojiyi takip eden öğretmenlik güdüsü elbette biçimliyor beni ve edinimlerimi aktarıyorum. Ama yine de tüm bunların ilk sebebini aramaya devam ediyorum.
 

Bu yolculuk beni pek çok öğretmen ile karşılaştırdı! Hepsine şimdi ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
 

Okulların ve karşılaştığım öğretmenlerin dışında gelişimime en fazla katkısı olanın spor olduğunu söyleyebilirim. Atletizm, aletli jimnastik sonra yurtdışında buz pateni ve sonrasında deniz dibine dalıp daha sonra da dağlara çıkmak gibi bir hevesin peşinde koşarken aradığım insanı astrolojinin içinde buldum. Aslında matematik, fizik, kimya, biyoloji, psikoloji, tarih, coğrafya, arkeoloji ve insanı konu alan tüm disiplinlerin astroloji ile kesiştiği noktayı ayırt edebilmek için spor yapmak gerekli! Bedenin aracılığı ile keşfettiğin dünya üzerine düşünebilmek için de dünyayı tanımlayan bilgiler ile donanmak gerek!
 

1980 yılında astrolojinin üstüne kurulu olduğu sistemi anlamak için başlayan çalışmalarımı 1984 yılında ilk olarak Haftanın Sesi adlı haftalık çıkan bir magazin gazetesinde yayınlamaya başladım. İnsanın bilinmeyen yönlerini konu aldığım yazı dizileri dikkat çekiciydi. Mesela “Cadıcılık” üstüne yaptığım araştırma nihayetinde Rize’de “Cazi dağ” dedikleri bildiğim topraklara getirmişti beni ve gerçekten çok ilginç bir yazı dizisi olmuştu. Sonra “Uğursuz yerler Tekinsiz evler” başlıklı bir yazı dizisi yapmıştım ve sadece yurt dışında olduğunu zannettiğimiz fenomenlerin yurdumuzda, hemen yanı başımızda olduğunu bilmek heyecan uyandırmıştı. Sonra bir de “Agni hotra” ateş falından söz etmiştim… Buradaki çalışmalarım sonra Sabah gazetesinde yarım sayfalık bir köşe hazırlamama neden oldu… Tabii bu arada bir reklam ajansında yönetici olup öte yandan araştırmalarımı ve öğrendiklerimi gazeteler aracılığı ile paylaştığımı söylemem gerekiyor. Bir taraftan gazeteler öte yandan tüm dergiler… İmzalı, imzasız ve hatta farklı isimlerle yazdığım yazılar… Sayısını hatırlayamayacağım kadar pek çok… Tabii bu arada çevre yazıları dalında aldığım gazetecilik ödüllerinin benim için çok özel bir yeri var. Özellikle Hürriyet Gazetesinde yayınlanan iki tanesi benim için çok önemli! Biri Kazdağlarında Karaçam ormanı, şükürler olsun hala yaşıyor. Yaptığım haberden sonra sit alanı ilan edilmişti. Diğeri ise göçmen kuşlar ile ilgili çıkartılmış yasanın değiştirilmesine katkıda bulunduğum haberler…
 

Vee televizyon programları… Hem yazılı, hem görsel medya aracılığı ile astrolojiyi tanıtmış, anlatmış olmaktan keyif alıyorum. Tabii insanın bilinmeyen tarafı, gizli güçleri gibi konuları gündeme getirerek mucize görmek istiyorsanız, aynaya bakın misali tariflerimle insanın gelişimine katkıda bulunduğumu düşünüyorum. Elbette bu benim iyi düşüncem…
 

İlk kez astrolojiyi gündeme getirdiğim zamanlardan bugüne aslında büyük bir değişim meydana geldi. Artık saygın çevrelerde astrolojiden söz edebilirsiniz. Hatta insanın mucizevi bir varlık olduğunu anlatabilirsiniz. Ve 1984 yılından bu yana yaptığım çalışmaların böyle bir katkısı olduğunu düşünmek bile beni mutlu ediyor. Tabii bu arada astroloji öğrencilerimin kurduğu Altınışık Astroloji ve Bilimsel Araştırmalar Derneği’ni de unutmamak gerek…
 

Bu dünyada yaşayan insan için, fayda sağlamak, faydalı olduğunu düşünmek ve başkalarının yararına sunabileceği şeyleri olmasından daha büyük bir şey yok. Yani ben böyle düşünüyorum. Faydalı olduğunu düşünmek insanın yaşam enerjisini yükseltiyor. Her ne biliyorsanız, paylaşın.